Onuncu Kent

Diş Nedir, İnsan Dişleri, Öbür Omurgalıların Dişleri, Dişlerin Evrimi, Diş Hastalıkları

Şubat 16, 2012 | Kategori: Ansiklopedik Bilgiler

Diş Nedir

Omurgalı ve omurgasız hayvanların ağzında çok sayıda bulunan, besinleri parçalamaya, ezmeye ve öğütmeye yarayan sertdokulu organ. Aynı zamanda, savunmada (ısırma) da işlev gören dişlerin biçim, yapı, sayı ve çenelere bağlanış biçimleri türden türe önemli ölçüde değişir. Bütün gerçek dişlerde üç tabaka bulunur.

insan Dişleri

insanda dişler bir iç dentin (fildişi) tabakasından oluşur; dentinin dişeti sınırının üstünde kalan bölümü mineyle kaplıdır. Dişin taç adı verilen bu bölümü son derece serttir. Dişin kök bölümü “seman” (ya da sement, çimento) adı verilen, kemiğe benzer bir maddeyle kaplıdır. Dişkökü, çene kemiğinin içinde, dişyuvası adı verilen bir boşluğa oturur. Burada seman, ince bağdokusu telciklerinden oluşan bir diş çevresi bağıyla komşu kemiğe yapışır. Diş aynı zamanda dişeti dokusuna da bağlıdır. Bu bağlantı kesiminde dişeti yarığı adı verilen hafif bir çöküntü bulunur. İnsanın iki diş düzeninden “sütdişleri” ya da “geçici dişler” adı verilen ilki, |6 ay-2 yaş arasında, aşamalarla’çıkar. 6-13 yaşları arasında da sırayla ikinci (kalıcı) diş düzeni, sütdişlerinin yerini alır. 18-21 yaşlar arasında “yirmi yaş dişi” (ya da akıl dişi) adı verilen dörder azı dişi çıkar. 20 geçici sütdişi (4 ön kesicidiş, 4 yan kesicidiş, 4 köpekdişi ve 8 azıdişi) doğumdan önce gelişmeye başlar; çocuğun altıncı yaşına doğru, yerlerini 32 kalıcı diş (4 ön kesicidiş, 4 yan kesicidiş, 4 köpekdişi, 8 küçük azıdişi ve 12 büyük azıdişi) alır. 4 yirmi yaş dişi, çene’nin büyüklüğü arttıkça öbür, 8 azıdişinden sonra gelişir. Artış yetersizse, yirmi yaş dişleri, çene kemiği ile öbür dişler arasında sıkışıp kalabilir. Bu durum bazen ağrıya ve iltihaba neden olur. Üstçene dişleri ve altçene dişleri çeneler kapandığında birbirine uyarak örtüşecek biçimde yapılanmıştır. Bu uyum, kesicidişlerle (ön dişler) besinler ısırılırken ve arka dişlerle (küçük ve büyük azılarla) çiğnenip, öğütülürken, dişlerin gerektiği gibi iş görmesi için çok önemlidir. Büyük ve küçük azıdişlerinin “taç çıkıntısı” ve “taç girintisi” adı verilen noktaları bulunan geniş yüzeyleri vardır. Bu nedenle birbirlerini tam olarak örterler.

İnsan dişi, embriyonun hem orta derisinden, hem de dış derisinden çıkar. Mine, ağzın iç yüzeyini örten dokudan (epitel) tomurcuklanan mine yapıcı organların bir bölümünü oluşturan ameloblast adlı özel hücrelerden oluşur. Başlangıçta çentikli bir küreye benzeyen her organ, giderek oluşacak dişlerin biçimini alır. Diştacının minesi, diş yüzeyine doğru sivrilen kireçleşmiş mine çubuklarından (ya da prizmalarından) oluşur. Mine çubukları, kemiktekine benzeyen ve mineyi son derece sert ve güçlü kılan billurlaşmış bir yapıdadır. Dentin, odontoblast adı verilen ve içinde odontoblast protoplazmasının lifçikleri bulunan borucuklardan oluşan özel hücreler tarafından yapılır. Mine ile dentin, bitişme yerlerinde organik maddeden oluşan bir ağla birbirlerine sımsıkı bağlanırlar. Dişin “dişözü” adı verilen en içte ki bölümü, gevşek bağdokusundan yapılmıştır ve çenekemiği içindeki sinirler ile kan damarlarının uzantıları olan sinirler ve kan damarları içerir. Dişözü odontoblastlarla döşelidir; bunlar dişin çürümesi ya da yaralanması durumunda dişin yaşamı boyunca onarıcı dentin üretecek yetenekte hücrelerdir.

Öbür omurgalıların dişleri

Memelilerin dişleri, diş formülleri ve biçimleri bakımından birbirinden farklılık gösterir. Primatlarda insanlarınkine benzeyen dişler vardır; buna karşılık köpekdişleri özellikle erkeklerde daha büyükçe ve daha sivridir. Sabunlarda, Eski Dünya maymunlarında olduğu gibi, diş düzeninin her dörtte birlik bölümünde iki küçük azıdişi ve üç büyük azıdişi, Yeni Dünya maymunlarında üç küçük azıdişi ve üç büyük azıdişi vardır. Etçil hayvanlardan köpekte, dört küçük azıdişi ve iki büyük azıdişi, bunun yanı sıra üç kesicidiş ve kesicidişler ile arka dişlerden ayrı, büyük köpek dişleri vardır. Kedigiller ailesi üyelerinde iki ya da üç küçük azıdiş ve yalnızca bir büyük azıdişi vardır. Toynaklılarda, ot ya da samanı çiğnemek için gerekli olan, üst yüzleri düzleşmiş küçük ve büyük azıdişleri bulunur.

Kemiricilerde, her dörtte bir bölümde bir kesicidiş ve üç küçük azıdişi vardır; ama bu kesicidişler, kesici kenarları aşındıkça durmadan gelişmeleri ve uzamaları bakımından, alışılmışın dışında bir nitelik taşırlar.

Balıklarda çoğul benzer dişler bulunur; aslında bu dişler, boynuzlaşmış maddeden yapılmış, değişikliğe uğramış pullardır ve yalnızca diş taçları içerirler. İkiyaşayışlıların dişleri balıklardan daha az sayıdadır; buna karşılık sürüngenlerde, kaplumbağalarda dişlerin bulunmamasından başlayıp, yılanlarda kemikle kaynaşmış bir ya da iki sıra keskin dişe, timsahlardaki dişyuvaları içindeki dişler fekodontl düzenine kadar uzanan birbirinden çok farklı diş düzenleri görülür. Bütün modern kuşlar, kamblumbağalar ve kemikli balıklar, dişleri olmayan omurgalılardır.

Dişlerin evrimi

Yüksek derecede kireçleşmiş olmaları nedeniyle dişler, binlerce yıl boyunca iyi korunmuştur ve insanın insanımsı primatlardan evrimi süreciyle ilgili incelemelerde, kapsamlı bir biçimde dişlerden yararlanılmıştır. Arkeologlar çeşitli insan öncesi canlıların dişlerinin büyüklük, biçim ve girinti çıkıntı yönlerini belirlemişlerdir ve çoğunlukla bu gözlemler, Tarihönce-si’nden kalma arkeoloji alanlarında yapılan kazılarda ortaya çıkarılan insansı türünün belirlenmesine yardımcı olmaktadır. Dişlerin evrimini, uzun süre önce soyu tükenmiş hayvanların fosillerinin incelenmesinden yola çıkan paleontoloji uzmanları da incelemişlerdir. Irmak taşemenlerinde ilkel dişe benzer koni biçimi, kireçleşmemiş yapılar bulunur. Köpekbalığı gibi kıkırdaklı balıklarda, katı osteodentinden oluşan, dişyuvaları içinde gelişecek yerde, çenelerin kemikli yüzeylerinde gelişmiş, dişe benzer yapılar bulunur. Daha gelişmiş balıkların dişleri yapı bakımından büyük deşiklikler gösterir; ama genellikle osteodentinden yapılmıştır. Timsahlar gibi büyük sürügenlerde kemikle kaynaşma yerine, dişyuvaları içine asılı dişlerin bulunduğu bir diş düzeni vardır ve dişlerde, her dörtte bir bölümde birkaç dişin öbürlerinden daha iri olduğu bir miktar farklılaşma görülür. Memelilerde dişlerde farklılaşma, besin gereksinmelerine bağlı olarak, diş düzenindeki değişmeler sürmüştür.

Diş Hastalıkları

Dişler bazı hastalıklardan etkilenebilecekleri gibi, gelişmeleri sırasında bazı biçim bozukluklarına uğrayabilirler. İnsanın diş düzenindeki en yaygın hastalıklar, diş çürümesi, diş destek dokusu (periodont) hastalığı ve diş girinti ve çıkıntılarının birbiriyle tam örtüşmemesidir.

Diş çürümesine, bakteriler yol açar; dişin mine ve dentininin yeniden emilimine ya da yıkımına neden olur; tedavi edilmezse sonunda dişözünün mikrop kapmasına ve diş kökünün altında bir apse oluşmasına yol açar. Çürük yapan bakteriler dişlerin yüzeyinde “plak” adı verilen koruyucu bir örtü altında gelişerek, dişlerin kireçleşmiş maddelerini eritecek asitler ve enzimler üretirler. Diş yüzeyine yapışan tatlılar, vb. besinler çürük yapan bakterilerin etkinliğini artırır. İmmünoglobülinlerin yanı sıra çeşitli bakteri karşıtı maddeler içeren tükürük, çürüğe karşı korur; tükürük salgısının azalması genellikle çürüklerin artmasıyla sonuçlanır. Dişlerin biçimleri ve kalıtımsal etkenler de, diş hastalıklarına yatkınlığı etkiler.

Diş destek dokusu hastalığı dişleri taşıyan dokuların ivegen ya da süreğen enfeksiyonudur; destek dokularının gerilemesi ve çekilmesi (ya da yitimi) nedeniyle diş yitimine yol açar.

Dişlerin örtüşmemesi, yani dişlerin normal dışı sıralanmadan ötürü gerektiği gibi üst üste gelmemeleri durumu, çiğneme sıkıntılarına, daha sonra da diş çürüklerine ve diş destek dokusu hastalığına yol açar.

Destek dokusu hastalığını ve çürükleri önlemeye ilişkin koruyucu önlemler arasında, diş yüzeylerinden bakteri plaklarını uzaklaştırmak için gerekli ağız bakımının (dişlerin fırçalanması) düzenli biçimde yapılması ve içme suyuna flüor katılması gibi kamu sağlığı işlemlerinin yerine getirilmesi yeralır.

Diş hastalıkları hayvanlarda da görülür; diş çürükleriyle ve diş destek dokusu hastalığıyla ilgili incelemelerde, birçok hayvan türünden yararlanılmaktadır.

İnsan dişi üç bölümden oluşur: Görünen bölüm\taç; çenekemiği içine yuvalanmış kök; dişeti düzeyinde hafifçe sıkıştırılmış bir durumda olan boyun. Dişin üç tabakası vardır: Dişin büyük bölümünü oluşturan dentin; tacın dentinini örten sert mine; sinirler ve kan damarları bakımından zengin bağdokusundan oluşmuş dişözü.

 

Bu kan damarları ve sinirler, dişe diş kökünün ucundaki delikten girip çıkarlar. Diş yuvası, diş çevresi zarıyla döşenmiştir; diş çevresi zarı dişi yerinde tutan kemiksi semanı salgılar.

 

Şekillerde insanın kalıcı dişlerinin dört tipi (üstte) ve çenelerdeki dizilişi (altta; kökler kesik çizgilerle gösterilmiştir) görülmektedir. Keski biçimindeki kesici dişlerin uçları besinleri kesmeye yarar. Daha sivri uçlu köpekdişleri, besinleri parçalamakta kullanılırlar. Küçük az/dişlerinde ve büyük azıdişlerinde, öğütmeye yarayan çıkıntıları bulunan geniş taçlar vardır. Normalde, büyük azıdişlerinin her birinde ikişer ya da üçer kök, ilk ön üst küçük azıdişinde ikişer kök, öbür dişlerdeyse birer kök bulunur.

 

İnsanlarda 20 süt dişi (ya da geçici diş) ve 32 kalıcı diş çıkar. Çocuğun doğmasından önce gelişmeye başlayan süt dişleri, genellikle çocuk 6 aylık-2 yaş arasındayken dişetinin içinden geçerek çıkar (“patlar”). Ön kesicidişler genellikle çocuk 6-8 aylıkken çıkarlar; onları çocuk 7 -9 aylıkken yan kesicidişler, yaklaşık 12-14 aylıkken birinci büyük azıdişleri, 16-20 aylıkken köpekdişleri ve aşağı yukarı 20-24 aylıkken ikinci büyük azıdişleri izler. Kalıcı dişler, dişetlerinden 6-7 yaşlarında patlamaya başlar; çocuk 13 yaşlarına geldiğinde kalıcı dişler bütünüyle süt dişlerinin yerini almış olur. Ön büyük azıdişleri ilk çıkan kalıcı dişlerdir; 6-8 yaşlarında ön kesiciler, 9-12 yaşlarında köpekdişleri ve küçük azıdişleri, yaklaşık 11-13 yaşlarında da orta büyük azıdişleri onları izler. Yaklaşık 18-21 yaşlar arasında, arka büyük azıdişlerinin (yirmi yaş dişleri) çıkmasıyla, diş çıkarma tamamlanır. Diş çıkarma zamanları bireyden bireye büyük ölçüde değişiklik gösterir.

 

Diş çürümesi bakterilerin, besin parçacıklarının, tükürüğün ortak etkisiyle ortaya çıkan karmaşık bir hastalıktır. Bazı bakterilerin diş minesini (1) eriten asitler ürettikleri düşünülmektedir. Tedavi edilmezse, çürük, dentine, bazen de komşu dişe yayılır (2). Kovuk hâlâ tedavi edilmezse, çürük dişözüne geçer(3),dişağrısına neden olur; kökün tabanında bir apse ya da irin torbacığı (kisti) oluşabilir. Bu çizimde yandaki dişin de saldırıya uğramış olduğu görülmektedir.

Etçil bir hayvan olan köpekte (A), keskin köpekdişleri (1) ve besinleri ufalamaya yarayan bazı yanak dişleri (2) vardır. Kemiriciler (B), kemirmeye yarayan, keskiye benzer, sürekli büyüyen kesicidişleri (3) ve öğütmeye uyum yapmış yanak dişleriyle (4) otçul hayvanlardır; kemiricilerde köpekdişleri yoktur. Otlayan ve gevişgetiren bir hayvan olan sığır (C), bitkileri alt kesiddişleriyle (5) keser (sığırda üst kesicidişler yoktur) ve ağzındaki besini geniş, düz yanak dişleriyle (6) çiğner. Her hayvanda mine (yeşil) ve denlin (sarı) gösterilmiştir.

Yorum Ekle



Yazar Hakkında

Cumhuriyetin temel ilkelerine bağlı, her yönüyle bağımsız, kendi insanları ile barışık bir ülkede yaşama özlemini taşıyan bir yurtsever.

Arşiv Takvimi

Şubat 2012
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Oca   Mar »
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
272829  

Eski Yazılar