Nedir

Ayna Kırılması Niçin Uğursuzluk Getirir

Eylül 11, 2010 | Kategori: Genel Konular

kırık aynaAyna kırılmasının uğursuzluk getireceğine olan inanış, en eski batıl inançlardan

biridir. Kökeni ilk aynanın yapılışından yüzyıllar öncesine, hatta ilk çağ insanına

kadar gider. Göllerde veya su birikintilerinde, kendi aksini gören ilkel insan

şaşırmış, bunun kendisinin ruhu olduğunu sanmış, suyu bulandırıp

görüntüsünün kaybolmasına neden olanları da düşman bilmiştir.

İlk aynaların kullanılışı eski Mısır devirlerine rastlar. Bunlar pirinç, bronz,

gümüş hatta altın gibi metallerden yapılmış ve çok iyi parlatılmış yüzeylerdi ve

de tabii ki kırılmaları mümkün değildi. Bu devirde de bu parlak yüzeylerden

yansıyan görüntünün o insanın ruhunun bir yansıması olduğuna inanılıyordu.

Sonraları buna vampirlerin ruhları olmadığından bu parlak yüzeylerde

görüntülerinin de yansımadığı inancı ilave edildi.

Cam kapların yapılmaya başlanılmasından sonra da, içindeki sudan yansıyan

görüntünün ruhun bir yansıması olduğu inancı devam etti ama camlar

kırılabiliyordu ve o zaman da içinde bulunan ruhun bir parçası vücudu terk

ediyordu.

Birinci yüzyılda Romalılar bu uğursuzluğun süresini 7 yıla çıkardılar Romalılar

hayatın her yedi senede bir kendini yenilediğine İnanıyorlardı. Camın kırılması

sonucu ruh ve dolayısıyla insanın sağlığı tahrip olduğundan, vücudun kendini

yenileyerek, sağlığına kavuşması için yedi yıl geçmesi gerekiyordu.

Bu batıl inanç, 15. yüzyılda İtalya’da, Venedik şehrinde, arkası gümüş kaplı, çok

kolay kırılabilir ve pahalı ilk aynaların yapılması ile birlikte iyice gelişti. İnanç

biraz da ekonomik boyut kazanmıştı. Aynayı taşıyanlar, evlerde aynaları

temizleyen hizmetkarlar, aynaları kırmaları halinde, yedi yıl boyunca, ölümden

daha beter felaketlerle karşılaşabilecekleri hususunda uyarılıyorlardı.

Bu inançla beraber geliştirilen bazı önlemler de oldu tabii. Örneğin: aynanın

kırılan parçaları toplanır ve güneye doğru akan bir ırmakta yıkanırsa veya

toprağa gömülürse kötü şans yok edilmiş olur. Ancak kırılan parçaları alıp evden

çıkarken içlerine bakmamak gerekir. Yatak odalarındaki aynaların üzerleri

kullanılmadığı zamanlarda örtülmelidir ki ruh içinde kalmasın. Ölen bir insanın

evindeki aynaların da üzerleri örtülmelidir ki ruh gökyüzüne doğru olan

yolculuğunda bir engelle karşılaşmasın.

17. yüzyılın ortalarında İngiltere ve Fransa’da ucuz maliyetli aynalar üretilmeye

başlanıldı ama batıl inanç o kadar yerleşmişti ki, günümüzün modern

dünyasında bile hala devam ediyor.

Yorum Ekle



Yazar Hakkında

Cumhuriyetin temel ilkelerine bağlı, her yönüyle bağımsız, kendi insanları ile barışık bir ülkede yaşama özlemini taşıyan bir yurtsever.

Arşiv Takvimi

Eylül 2010
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Ağu   Eki »
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930  

Eski Yazılar