Anayasa Değişikliğine Neden Hayır
Ağustos 21, 2010 | Kategori: Hüseyin ŞİMŞEK
Anayasa değişikliğinin referandum oylaması aslında CHP, MHP ve HAYIR diyen diğer siyasi partilerle ilgili bir olayı değildir. Bu bir ülke meselesi. Bu referandumun amacı yargıya müdahale etmektir. Evet çıkması durumunda yargının siyasallaşması gerçekleşecektir. Bu anayasa değişikliğini CHP teklif etmiş olsa bile HAYIR demek tüm yurttaşlarımızın esas görevi olmalıdır. Tabiî ki CHP böyle bir teklifi kesinlikle yapmazdı. 2011 seçimlerinde veya daha sonraki dönemlerde iktidara gelecek partilerde bu değişiklik sayesinde yargıya müdahale edebilecek ve kendi yandaşlarına büyük bir imtiyaz sağlamış olacaklardır. Bu nedenle yargıya siyasilerin müdahale etmemesi hayati öneme haizdir. Anayasa değişiklik paketi tuzaklarla dolu ve faşist diktatörlük yönetime doğru giden bir süreç içermektedir. Eğer ülkenin faşist diktatörlükle yönetilmesine ve adaleti parti teşkilatlarında aranmasına gönlünüz razı olmayacaksa ve hayatınız boyunca pişmanlık yaşamak istemiyorsanız tabi ki HAYIR demek zorundasınız. İktidar partisi HAYIR diyenleri büyük bir yalan ve iftira ile PKK ile yan yana koymaktadır. Aslında tarafsız ve derinlemesine düşünüldüğü zaman EVET dediğinizde habur sınır kapısında PKK’lıları şenlikle karşılayıp, ülkeyi ABD ve İSRAİL’e pazarlayanların ülkede yetimin hakkını yiyenlerin, yandaşlarını kısa yoldan zengin edenlerin, hakkında mecliste kalpazanlık dosyası bulunanların ve ülkeyi İran’a çevirmeye çalışanların ekmeğine yağ sürdüğünüzü anlayacağınızı düşünmekteyim.
Anayasa Değişiklik paketinin tuzaklar ve yalanlarla dolu olduğunu göstermek açısından iktidarın değişikliğe evet denmesi için övündüğü bir maddeyi yazmak yeterli olur sanırım.
Örneğin;
“Madde 10 – Kanun önünde eşitlik Çocuklar, yaşlılar ve engelliler gibi özel surette korunması gerekenler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılamaz.”
Bu maddenin tuzak olduğunu anlamak için aşağıdaki açıklama yeterli sanırım.
1. “Kamu kurumlarında açık bulunan yaklaşık 55 bin özürlü kontenjanına yıllardır atama yapılmamaktadır.
2. Anayasa’da zaten var olan “Devlet çocukları korur” ifadesinin, “Devlet her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alır” şeklinde değiştirilmesinden ibarettir. Yani değişiklik basit bir kelime oyunudur.
Kaldı ki, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler çocukların korunması için çok daha kapsamlı tedbirler öngörmektedir. Ancak AKP hükümeti bu sözleşmeleri hiçbir zaman bütünüyle uygulamamıştır. AKP, çocuk istismarını gerçekten önlemek isteseydi, Çocuk Esirgeme Kurumu’nda barınan çocuklara uygulanan şiddet ve istismara karşı ciddi tedbirler alırdı. AKP çocuk istismarını gerçekten önlemek isteseydi, sokakta yaşayan ve çalışmaya zorlanan 240 bin çocuğu kurtarmaya yönelik önlemler alırdı. AKP göz boyamaya yönelik bu önerilerle çocuk istismarının bizzat parçası olmaktadır.”
Cumhuriyetin kurulma aşamasında da bağımsızlığımız ve Egemenliğimiz kendimize ait olmasına karşı aynı dirençlerle karşılaştık Ancak; Mustafa Kemal ATATÜRK’ün büyük devlet adamlığı ve ileri görüşlülüğü ile bunların üstesinden geldik. İnşallah ulusumuzun özgürlüğünden vazgeçmeyecek insanlarımızın duyarlılığı sayesinde demokratik duruşumuzu korumaya devam edeceğiz. Adalet bir gün herkesin ihtiyaç duyacağı bir olgudur. Dinin siyasallaşması kadar yargının siyasallaşması da büyük bir tehlike içermektedir.
Bu nedenle;
Cumhuriyetimizin geleceği için HAYIR
Çocuklarımızın geleceği için HAYIR
Daha zengin, Daha özgür, Daha güvenli, Bir Türkiye için,
HAYIR
Hüseyin ŞİMŞEK
21 Ağustos 2010

