Onuncu Kent

CHP Genel Başkanı Kemal KILIÇDAROĞLU’nun Merzifon Konuşması

Ağustos 18, 2010 | Kategori: Yaşam ve Siyaset

merzifonMerhaba Merzifon. Nasılsınız? Milletin derdini dinlemeye geldik, milletin derdine derman olmaya geldik. Onlar milleti unuttular. Ama biz milleti hiçbir zaman unutmadık. Onlar millete din, iman edebiyatı yaptılar. Bir dönüp baktık ki herkes han, hamam sahibi olmuş. Bunun hesabını sormaya geldik.

Biz milletin inançlarına, milletin etnik kimliğine saygılıyız. Onları hiçbir zaman sömürü alanı haline getirmeyeceğiz. Millet düşüncesiyle, inancıyla Allah’ın yarattığı en değerli varlık olan insanlardan oluşur. Onu sömürü alanı haline getirmeyeceğiz ama milletin derdine de derman olacağız. Onun için mücadele edeceğiz.

Merzifon Türkiye coğrafyasında da çok önemli bir yer. Merzifonlu da çok önemli. Merzifon ve Merzifonlu kaynaşmış vaziyette. Ama Merzifon’un Merzifonlu da beraber huzur için yaşaması için alın terinin karşılığını alması lazım. AKP hükümeti sizin alın terinizin karşılığını veriyor mu? Veriyor mu? O zaman bir sorunumuz var. Bunlar demediler mi biz şekerpancarında kotayı kaldıracağız diye. Söylediler değil mi? Ne yaptılar? Tersini yaptılar. Tütünde de aynı şeyi söylediler tersini yaptılar. Tekel işçisinin başına gelenleri herhalde sizler televizyonlardan seyrettiniz. Kışın soğuğunda soğuk suya attılar. Gözlerine biber gazı sıktılar, copladılar. Ellerinden haklarını aldılar. Buna ne dediler? Efendim biz demokrasi adına, özgürlük adına bunu yapıyoruz dediler. Bu demokrasiyi de, bu özgürlüğü de al başına çarp diyoruz.

Şurada güzel bir afiş var. Çiftçiyi unuttular ama çiftçi unutmaz diyor. Eminsiniz değil mi unutmayacaksınız. AKP’yi unutmayacaksınız. Dünyanın en pahalı gübresini, en pahalı mazotunu size reva gördüler. Ama kendi yatlarına mazotu alırken ÖTV’siz alıyorlar. Buna isyan etmeyecek misiniz? Bu mücadeleyi beraber yapacağız. Bu mücadeleyi beraber dostça yapacağız, kardeşçe yapacağız, bölünmeden yapacağız. Birlik içinde yapacağız, dirlik içinde yapacağız, halkla beraber yapacağız, halkla beraber iktidara koşacağız.

Halkla beraber koşacağız niye diyorum? Çünkü biz halka hükmetmeye değil, halka hizmet etmeye geliyoruz. Onun mücadelesini veriyoruz. Onlar halka hükmettiler. Halka zulmettiler. Çiftçiye zulmettiler, emekliye zulmettiler, memura, işçiye, sanayiciye hayatın her kesimine zulmettiler. Bakın bu düzenden memnun olanlar kimler? Sizler memnun musunuz bu düzenden? Bir masa bir sandalye atacaksınız, 1 milyon dolar getireceksiniz, bir sene sonra 2 milyon 800 bin dolar olacak. Vergide almayacaksınız. İşte onlar bu düzenden memnun olanlar. Ama alınteri döken, çalışan, esnafıydı, sanatkarıydı, kamyon şoförüydü, taksicisiydi, çiftçisiydi, işçisiydi, emeklisiydi bunlar memnun değil. O zaman biz memnun olmayan bütün kitlelerin oyunu istiyoruz. Hep beraber diyoruz halkla beraber iktidara koşuyoruz diyoruz.

Başbakanlık güzel bir şey. Halka hizmet yeri. Ne dedik? Siyasete yırtık ayakkabıyla başlayanlar siyasette zenginleştiler İstanbul’da Kısıklı’da lüks villalarında yaşıyorlar. Biz bu yolu kapatacağız. Siyasette zenginleşmek bizim görevimiz değil. Siyasette zenginleşmek bizim için değil. Siyasette zenginleşmeyi onursuzluk kabul ediyoruz biz. Siyaset halk için vardır, halkın zenginleşmesi için vardır. Görevimiz bizim değil halkın zenginleşmesidir önce.

Atanamayan öğretmenler var. Çocuğu üniversiteye gönderiyorsunuz, boğazınızdan kesiyorsunuz, üniversitede okusun diyorsunuz, iyi bir yaşam sürsün diyorsunuz, iyi bir evlilik yapsın diyorsunuz. Daha iyi hayat şartlarına kavuşur diyorsunuz ama bir gün Sayın Başbakan çıkıp diyor ki, efendim her üniversiteyi bitiren iş bulacak diye bir kural yoktur diyor. Şimdi size soruyorum sizin çocuklarınızla Recep beyin çocukları aynı şansa mı sahip? Sizin çocuklarınızın da gemileri vardır herhalde. Yok mu gemileri? O zaman bu işte bir yanlışlık var. Onun için diyoruz atanamayan öğretmenler devrini de kesinlikle sonlandıracağız. Alın teriyle kazanan, okuyan, bu ülkeye katkı veren herkes onlarla yola çıkacağız, onlarla beraber iktidarı kuracağız. Bu iktidarın adı halkın iktidarı olacaktır. Gittiğim yerlerde söylüyorum. Geçmişte birileri CHP’ye kızdığı için oy vermemiş olabilir. Birisi sandığa gitmemiş olabilir. Başka partilere oy vermiş olabilir. Ama şimdi sizden bir tek şey istiyorum. Halkın iktidarı için helal süt emmiş bütün yurttaşlarımı CHP’nin çatısı altına bekliyorum. Ayrılığı, gayrılığı istemiyoruz. Bizim inançlarımızı sömürdüler. Bizim etnik kimliklerimizi sömürdüler. Bunları tarihin çöp sepetine atacağız. İnsan insandır, başımızın tacıdır. O insanı mutlu kılmak bizim görevimizdir. Refah devletini yaratacağız. Sosyal devlet olacak. Söylüyorum, yine söylüyorum. Halkın iktidarında bir tek çocuk dahi yatağa aç girmeyecek.

Unutmayın ben sizin Kemalinizim, sizden birisiyim, sizlerle beraber çalışacağız, sizlerle beraber yürüyeceğiz, sizlerle beraber iktidarı yakalayacağız, sizlerle beraber geleceğe güvenle bakan bir Türkiye Cumhuriyeti yaratacağız.

Bu ülkede yoksul insanlarımız var. Yoksulluk kader değildir. İş verirseniz niye yoksul olsun. İş güç sahibi yaparsanız niye yoksul olsun. Tarlada ektiği ürünün karşılığını verirseniz niye yoksul olsun. Borç batağına batmazsa niye yoksul olsun. Yoksulluğu da siyasi sömürü alanı olmaktan çıkaracağız. Yoksul insanında onuru vardır. Yoksullu teşhir etmek inançta, Müslümanlıkta, ahlakta var mıdır? O zaman CHP iktidarında, yani halkın iktidarında sağ elin verdiğini sol el kesinlikle görmeyecektir. Onun için aile sigortası kuracağız. Onun için yoksul evde kadının banka hesabına parasını her ay yatıracağız. Kadın gidecek memur gibi, emekli gibi, işçi gibi aylığını alacak çoluk çocuğunun rızkını sağlayacak. Onu kuyruğa dizip yoksulluğunu teşhir etmeyeceğiz. Politikaları halktan yana oluşturacağız. Politikaları köylüden, işçiden, memurdan yana oluşturacağız. Politikaları politikacının cebine göre oluşturmayacağız. Bu devre son vereceğiz artık biz.

Amasya’yı biliyorsunuz. Ulusal kurtuluş savaşı sırasındaki önemini de biliyorsunuz. Amasya tamimini de biliyorsunuz. Milletin makus talihini ancak milletin azim ve kararı kurtarır demiş Mustafa Kemal ve arkadaşları. Amasya’ya gelirler müftüsü de, belediye başkanı da, Amasyalısı da bir gönül birliği içinde ziyaret edip destek vermişlerdir. Ulusal kurtuluş savaşının kahramanlarına. Bugün artık yeni bir ulusal kurtuluş savaşı başlatmak zorundayız. Yeniden Türkiye’yi ayağa kaldırmak zorundayız. Yeniden halkın iktidarını kurtarmak zorundayız. Yeniden milletin azim ve kararlılığını milletin makus talihini milletin iradesiyle alıp ayağa kaldırmak zorundayız.

Şimdi önümüze sandık gelecek. Sandıkta oy kullanacaksınız. Ne diyordu Başbakan çiftçiye? Ananı da al git diyordu. Şimdi size söylüyorum sandık geliyor anamızı alacağız, babamızı alacağız, kardeşimizi alacağız, bacımızı alacağız, komşumuzu alacağız hep beraber sandığa gideceğiz. Ve AKP’yi sandığa gömeceğiz. AKP’yi sandığa gömelim ki bu ülkede halkın iradesi nedir Recep öğrensin. Halkın gücü nedir Recep bey öğrensin. Artık bizim irademizi, bizim inançlarımızı birileri kalkıp sömürmesin artık.

Bir dönem köylü milletin efendisiydi değil mi? Allah aşkına bunlar köylüyü milletin efendisi mi yaptılar? Köylüyü perişan etmediler mi? Toprağınız var ürün ekiyorsunuz, alın terinizin karşılığını size veriyorlar mı? O zaman sandığa giderken hep beraber yürekli gideceğiz. İri gideceğiz, diri gideceğiz, tuttuğumuzu koparacağız, halkı iktidar yapacağız.

Evet bizi bekleyen diğer yerlerde de yurttaşlar var. Onlarla da kucaklaşacağız. Onlarla da söyleyeceğiz. Gönülden gelen bir çağrıyla hepinize sesleniyorum bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçe kucaklaşalım diyorum.

Yorum Ekle



Yazar Hakkında

Cumhuriyetin temel ilkelerine bağlı, her yönüyle bağımsız, kendi insanları ile barışık bir ülkede yaşama özlemini taşıyan bir yurtsever.

Arşiv Takvimi

Ağustos 2010
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Tem   Eyl »
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031  

Eski Yazılar