Osmanlı Arşivlerinin Bugünkü Durumu (30)
Haziran 3, 2010 | Kategori: Ermeni Meselesi
Osmanlı arşivlerinin araştırmacılara kapalı olduğu iddiası, Türk Tarih Kurumu’nun Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu’nun yazdığı “Ermeni Tehciri ve Gerçekler” adlı kitabında; 1925′ten 2005′e kadar 3.817 yabancı bilim adamının arşivlerde araştırma yaptığı tespiti ile çürütülmüştür.
Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürü Yusuf Sarınay Ermeni belgeleri konusundaki açıklamasında ise; “Ermeniler ile ilgili arşivlerimizde direkt ve endirekt olarak 12,5 milyon belge var. Bunun l milyonu bu mesele ile ilgilidir. Bu belgeler, Osmanlı Başbakanlık, Dış İşleri, İçişleri ve Emniyet belgeleri üzerinde 15 yıllık çalışma sonucu elde edilmiştir. ” demiştir.
Sarıkamış ‘ta Ermeni çeteciler tarafından çeşitli işkencelerden sonra, gözleri oyularak vahşice öldürülen bir Türk köylüsü
ABD’de emekli bir Savcı olan Sam Weems, “Ermeni Hilesi” adlı bir kitap yazmıştır. Weems, bu çalışma için Ermenistan’daki arşivlere ve Ermenilerin Boston’daki arşivlerine sokulmamıştır. Yazar kitabını, Washington, Londra, Paris, Moskova ve İstanbul’daki arşivlerden faydalanarak yazmıştır.
Osmanlı arşivlerinden faydalanan yabancı tarihçilerin bu konudaki sözlerini aktaralım. Prof. Dr. Sten Trinçhese; “İstanbul’da Türk arşivlerine çok rahat girdim. “, Japon Masoka Kiroki; “Çok rahat arşivlerde çalıştım.”, Mısırlı Faysal Alkander; “Türk arşivleri dünyanın en iyi arşivlerinden biridir. “, Prof.Dr.Hikori Agone; “Arşivlerde çok iyi çalıştım. “, Prof. Dr. Sten Trinçhese; “Ermeni arşivleri kapalı.”, Ermeni Gekhan Manukyan; “Türklerin arşivi kapalı. ” Ermeni Ara Sorafîyan, Osmanlı arşivlerinden 3 bin belge aldığı tespit edilmişken, Türk arşiviyle ilgili görüş belirtmemiştir.
Batılılar ve Ermenilerin gerçeklerle yüzleşmek istemediğini belirten Sam Weems: “O tarihlerde iddia edildiği şekilde bir soykırım yapılmasının mümkün olamayacağını”, “…Ermeniler hiç utanmadan, sıkılmadan Washington’da milyonlarca dolar verip bir bina satın alıyorlar ve soykırım müzesi kurmaya kalkıyorlar. Bu Hıristiyanlık adına utanç verici bir durumdur. Eğer soykırım müzesi kuracaklarsa, sergileyecekleri arasında, Türkler de olmalı. Yoksa kurdukları müze ırkçı nefret müzesi olmaktan öte bir anlam taşımaz.”
Değerli Hukukçu Emin DEĞER’in “Tarihe Not Düşürmek” başlıklı yasında, “Soykırım yapmamış bir ulusun bireylerinin bilgisizliğinden, bilenlerin de ilgisizliğinden yararlanarak yerel karşılıklı öldürme olaylarını soykırım olarak yansıtan kimi aydınların yol açtığı suçluluk psikozuyla hareket etmeyen her sağduyulu insanın, savunma değil hesap sorma konumunda olması gereken günlerdeyiz.
İddia edilen belgesiz ve düzmece belgeli ‘Sözde Ermeni Soykırım’ına karşın, devlet arşivlerine göre belgelenen 518.105 Türk kaybının hiç gündeme getirilmeyişi nedenini anlamak mümkün değildir.
Türklerin soykırım yaptığı iddia edilen yerlerde açılan toplu mezarlarda yukarıda bahsedildiği gibi ‘sadece Türklere ait mezarlar çıkmıştır. Soykırım yapıldığı iddia edilen Ermenilere ait hiçbir yerde toplu mezara rastlanmamıştır.
Bir kısım aydınlarımızın ve ikinci Cumhuriyetçilerin: “Artık eskileri karıştırmayalım, olmuşsa olmuş ” demeleri bir ihanettir. Bu Ermeni Soykırımını kabul etmek demektir. Bunun ardından Pontus Soykırımı iddiaları gelecektir.
Iğdır’ın Oba köyündeki toplu mezar başında, köyün kadın ve çocukları Ermeni mezâlimini bir kere daha lanetliyor.
Yukarıda değinildiği gibi bilenlerin ilgisizliği bir tarafa bırakıp, ulusun bireylerinin bilgisizliği giderilmenin zamanı geldi de geçti bile….
Bunları yapmadığımız için, Ermeniler Paris’in ortasına diktiği Ermeni Anıtı’ndan sonra, bu kente I. Dünya Savaşı’ndan Osmanlı’ya dikte ettirilen Sevr Antlaşması’nın imzalandığı sarayın önüne Soykırım Anıtı diktiler.
Tarihte Ermenileri teşvik eden Fransa, İngiltere, Rusya ve Amerika’nın o günlerdeki kendi ayıplarını hatırlayalım. Fransızların Cezayir’de, Adana’da Türklere, İngiltere’nin Hindistan’da ve Afrika’da, Amerika’nın Kızılderililere ve diğer yerli halka, Almanların Yahudilere, Rusların Yahudilere ve Türklere yaptıklarım unutanlara ve unutturanlara karşın, tarihi gerçekler gereken cevabı verecektir.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Türk Ulusu dış ve iç düşmanların sürekli saldırılarıyla karşı karşıyadır. Sevr’i hortlatmak isteyenler Lozan’ı kaldırmak arzusunda olanlara karşı bizim bilimsel bilgiler oluşturup “Ermeni soykırım yalanının düzmece olduğunu tüm dünyaya kanıtlamamız” gerekiyor.
Adapazarı’nda Ermeni çetelerinden ele geçirilen bombalar ve bomba yapımında kullanılan âletler ile görevi bomba imâl etmek ve bunları ihtilâlci çetelere dağıtmak olan Ermeni komite mensuplarının önde gelen mensupları.
Ermeni Soykırım iddialarıyla ilgili uluslararası bir sempozyum yapılması konusunda Türk Hükümeti’nin yaptığı çağrıya Ermenilerce olumsuz yanıt verilmiştir. Şubat ve Nisan 2005 tarihlerinde yapılan bu çağrılara Ermenilerin yanıt vermemesi ve arşivlerini açmaması, yukarıda anlatılan belgeye dayalı verilerin ve olayların ne kadar doğru olduğunun bir kanıtıdır.
Bu tarihi görevlerden biri de halen Anadolu’da yaşayan Ermeni vatandaşlarımıza düşmektedir. Türkiye’deki Ortodoks, Katolik ve Protestan Ermeni Cemaatlerinin 30 Ocak 2001 tarihli bildirisine bir göz atalım. Bildiride; “540 yıllık Patrikhanesiyle 2 hastanesiyle, 57 kilisesiyle, 58 vakfıyla, 18 okuluyla, 25 korosuyla, 17 derneğiyle, 2 spor kulübü, 3 gazetesi ve 5 dergisiyle onurlu bir şekilde yaşamını sürdürmektedir.
Uluslararası birtakım stratejileri gerçekleştirmek pahasına yabancı parlamenterler tarafından yapılan bu gibi müdahaleler ülke kaderini paylaştığımız diğer tüm Türk vatandaşları gibi bizi de üzmekte ve olumsuz etkilemektedir. Bu tutuma son verilmesini dileriz.”
Geç kaldığımız bu olayda kişi, Demokratik Kitle Örgütlerine, Kurum ve Kuruluşlara tarihi bir görev düşmektedir. Bu çalışma ile bir Atatürkçü Düşünce Derneği üyesi olarak birinci görevimi yaptım sanıyorum. İkinci görevimiz ise; bu yapıtı Tüm Atatürkçülere okutabilmek olmalıdır.
Kaynak : Sözde Ermeni Soykırımının Gerçek Yüzü
Ahmet GÜREL


