Mitoloji Üzerine (2)
Nisan 12, 2010 | Kategori: Aydın KARA
Aşağıda kısaca değineceğimiz konuların da mitlerde ve semavi dinlerdeki işleniş şekli, çeşitli benzerlikler içermektedir. Bu benzerlik, sadece dinler ile mitler arasında değil, dünyanın farklı yerlerinden köken alan mitlerin kendi içinde de vardır. Türklerin yaradılış efsanelerinde, Ötüken ormanlarındaki çocuğun kurt tarafından beslenmesi, İskandinavya mitlerinde bahsi geçen, buzlardan doğan dev Ymir’in Adumulla adlı inek tarafından beslenmesi ve büyütülmesi, Roma efsanesindeki Romulus’un bir köpek tarafından beslenmesi, buna örnek sayılabilir.
Yaşamın en büyük sırrı, ölüm, mitlerin evrensel konusudur. Mitlerde ölüm hakkındaki ortak öğe ise “ölümün insanlara yanlışlıkla veya bir ceza olarak verilmesi” dir. Bu konuda sayısız örnek verilebilir. Afrika mitlerinde Tanrı ilk insana ölümsüz olacağını bildirmesi için bukelemunu elçi olarak gönderir. Ne var ki bukalemun yeşillik içinde oyalanır. Ancak ölümün elçisi kertenkele onu geçerek insanlara ölümlü olduklarını söyler. Böylece insanlar ölümlü olur. Bir başka örnekte, Kuzey Amerika’da Yüce Tavşan, bir kutu içinde insana ölümsüzlük verir ve kutunun kapağının açılmamasını ister. Ancak insanın meraklı karısı kutuyu açar. Böylece ölümsüzlük uçup gider. Yine Gılgamış Destanı’nda, Kahraman ayaklarına taş bağlayarak kozmik denize atlar. Dipte ölümsüzlüğe dikenli tohumlarını bulur. Onları koparır, ayaklarındaki taşları keserek yüzeye çıkar. Ancak başarısı kısa olur. Kahraman pınarda yıkanırken, kenara koyduğu tohumları bir yılan yer. Böylece ölümsüzlüğe insanlar değil, yılanlar sahip olurlar.
Mitolojilerde, öteki dünya cennet ve cehennem olarak ikiye ayrılır. Kimin nereye gideceği ahlaki ölçülere bağlıdır. Çok ilginçtir ki, bazı mitlerde yeryüzündeki eşitsizlikler öteki dünyada da mevcuttur.
Örneğin Amerika Takımadaları’nın birinde sadece soyluların cennete gideceği, halk ve soylu olmayanların ise cehenneme gideceği inanç yaygındır. İnka Kültürü ve Peru’daki inanışa göre güneşte sadece soyluların konutu vardır. İskandinavya’da ruhların sonsuz mutluluk içinde yaşadıkları Valhalla Sarayı’nda sadece savaşta ölen kahramanlara yer vardır.
Hemen hemen her mitte savaşların, açlığın, tufanların ve depremlerin yol açacağı son ve kesin bir yıkım günüde öngörülmüştür. Örneğin dünyadaki uygarlıların en eskilerinden biri olarak kabul edilen Aztekler’in inancına göre depremlerle, sellerle ve fırtınalarla bir afet olacak ve dünya yanarak yok olacaktır. Bundan sonra yeni bir dünya başlayacaktır. Aztek mitolojisi’ne göre, daha önce dünya dört defa böyle bir kıyamet geçirmiştir.
Mitoloji insanoğlunun toplumsal rüyasıdır. Rüyalar nasıl ilhamlarını bireylerin yaşamlarından alıyorsa, mitoloji de toplumsal ölçekte etkin olan bir takım olayların değiştirilmiş, abartılmış, keskinleştirilmiş, esrarengizleştirilmiş halidir. İyi bir psikolog, bir takım ön bilgilerden sonra rüyalardaki o garipliklerle gerçek arasındaki güçlü bağı nasıl gösterebilirse, tarihi iyi bilen bir bilim adamı da efsanelerden yola çıkarak geçmiş toplumların bakış açılarına iddialı bir yolculuk yapabilir.
Aydın KARA

