Ermeniler Kimdir? ve Ermeni Tarihine Kısa Bakış (2)
Nisan 10, 2010 | Kategori: Ermeni Meselesi
Ermeniler kimdir?
Ermenilerin kendilerine “Hayk ” dedikleri ve yaşadıkları yere de “Hayestan” dedikleri bilinmektedir. Ermenilerin ; “Babil’den gelen ‘Hayk’ ile Armaniler’in birleşmesinden ortaya çıktığı, Hititler’in torunları olduğu, Hayaşılar’dan ve Urartular’ın torunları” oldukları iddia edilir. Frigyalı’lar ile birlikte Balkanlardan Anadolu’ya geldikleri gibi iddialar da yaygındır. Bazı Ermeni tarihçileri, asıllarını Urartu’lara dayandırmakta, “Ermeni” adının da Urartu Kralı “Aramu”dan geldiği iddia etmektedirler. Bu görüş, bazı Ermeni ve Batılı tarihçiler tarafından kabul görmemiştir. Ermenilerin bugün yerleştikleri Sovyet Ermenistan’ında, Doğu Anadolu’da, İran’da, Suriye’de ve Kilikya’da geçmişte azınlık halinde ve dağınık guruplar halinde yaşadıkları tarihçiler ve coğrafyacılar tarafından saptanmıştır.
Morgan’a göre; Ermeni dilinde Asuri, İbrani, İran, Merk, Gürcü, Laz, Uraike, Nairi, İskit, Grek, Arap, Moğol, Latin, Türk ve Rusça sözcükler mevcuttur. Hıristiyanlıktan önce Ermenilerin yazıları olmadığından Ermeni dilini bildiren bir eser yoktur. Hıristiyanlığı kabul ettikten sonra Ermeniler bir alfabeye sahip olmuşlardır. Hep tarihte başka bir ülkenin egemenliğinde yaşayan Ermenilerin bir devlet kurduklarına rastlanmamış ve de doğal olarak basılmış bir Ermeni parasını da koleksiyonlarda göremeyiz.
Bizans’ın etkisinde Hıristiyanlığı kabul eden Ermenilerin daha önceki dinleri konusunda herhangi bir bilgiye rastlanmamıştır. Bizanslıların da, Rusların da, Ermeniler gibi Hıristiyan olmaları mezhep kavgalarını önlememiştir. Ermeniler Papaz Gregor’un kurduğu kiliseye bağlı olarak Gregoryen mezhebini kabul etmişlerdir. Gregoryan Ermeniler Hıristiyan olmalarına rağmen, mezhep farklılığından dolayı Katolik Bizans’ın, Ortodoks Rusların azınlık muamelesiyle karşı karşıya kalmışlardır.
Prof. N. Marr De; “Ermeni Kilisesinin, Ortodoks Kilisesinden ayrılmasına kadar Ermenilerin milli bir ismi yoktu. Ermeni tarihinin eski zamanlara ait naklettikleri masaldan başka bir şey değildir.
Huzur isteyen Ermenilerin bir kısmı Katolik, bir kısmı da Ortodoks mezhebini kabul etmişlerdir. Ruslar ise Ortodoks olmayan Ermenileri göçe zorlamışlardır.
Ermeni Tarihine Kısa Bakış
Tarihin hiçbir döneminde bağımsız bir devlete sahip olmayan Ermeniler “Muhtar Prenslikler” halinde yöredeki devletlerin hakimiyetinde yaşamışlardır. M.Ö. 330 tarihinde Büyük İskender’in, M.Ö. 189′da Romalıların daha sonra İran’daki Arsasidlerler’in ve Sakalar’ın işgaline uğrayan Ermeniler M.S. 63-297 tarihleri arasında tekrar Romalıların egemenliğinde kalmışlardır. 1020 yılından itibaren bölgeye Oğuz akınları ile Türkler gelmiştir. Bizans İmparatoru II.Basil Van Gölü çevresindeki 40 bin Ermeni’yi Sivas ve Kayseri’ye yerleştirmiştir. Daha sonra bölge Arap akınlarına maruz kalmış, 1045 yılında Bizanslılar Anadolu-Ermeni feodal beyliklerini tamamen ortadan kaldırmış ve Ermeni halkını başka bölgelere göç ettirmiştir. Bu Ermenilerin uğradığı ilk tehcirdir.
Türk Ermeni İlişkileri
Selçuklu Türkleri Anadolu’ya geldiklerinde bu bölgede herhangi bir Ermeni devletiyle karşılaşmamıştır. 26 Ağustos 1071′den sonra Ermenistan diye söz edilen bölge Selçukluların eline geçmiştir. Bu bölge sonraları Harzemliler’ in, İlhanlılar’ın, Celayirliler’in, Büyük Timur İmparatorluğu’nun, Karakoyunlu, Akkoyunlu ve Safaviler’in hakimiyeti altına girmiştir.
Tarih boyunca Romalılar, Persler ve Bizanslılar tarafından Anadolu’nun bir yerinden diğerine sürülen, savaşlara itilen ve çoğu kez üçüncü sınıf vatandaş muamelesi gören Ermeniler, Türklerin Anadolu’ya girişlerinden sonra Türklüğün adil, insanî hoşgörülü, birleştirici anlayış ve inancından yararlanmışlardır.
Çukurova’nın Osmanlı idaresine geçmesiyle Ermeniler bu defa bir Türk devletinin idaresine girdiler. Ermeniler Osmanlı Türklerinin yönetiminde, Bizans prenslikleri zamanında görmedikleri hak, adalet ve hürriyete kavuştular. Bu ortamda Ermenilerin Anadolu’nun her yerine göç ettiklerini görürüz.
Ermeni tarihçi Asoghik ; Ermeniler, Bizans’a olan düşmanlıklar sebebiyle Türklerin Anadolu’ya gelmesine sevinmişler ve hatta Türklere yardım bile etmişlerdir.” diye yazmaktadır.2I
Mareşal Moltke ; Ermeni asıllı vatandaşların Osmanlı toplumu ile bütünlük ve uyum içinde yaşamalarını “Türkiye Mektupları”nda, “Türkler’in Hıristiyanlarına da Ermeni denir” diye yazarak özetlemiştir.
Urfalı tarihçi Mateos; “Ermeni halkına en büyük kötülüğü Bizanslılar yapmıştır “diyerek, Urfa’nın Selçuklu Türkleri tarafından fethedilmesinin “bayram havasında kutlandığını” Vekayiname adlı eserinde bahsetmektedir. Mateos, Melikşah’ın Suriye’ye yaptığı sefer için; “Türk hükümdarlarının geçtiği ülkelerin halkların baba gibi davrandığını, Hıristiyanlara karşı kalbinde sevgi dolu olduğunu, bu sebeple birçok şehir ve bölge halkının kendi istekleriyle onun idaresine geçtiğini, 1090 yılında Ermeni Patriği Basil» talebi üzerine çıkardığı bir fermanla kiliseleri, manastırları ve buradaki görevli papazları vergiden muaf tuttuğunu” yazmıştır.
Bursa’nın Osmanlı’nın başkenti olmasıyla, Ermenilerin Kütahya’da bulunan Ruhani merkezinin Bursa’ya taşınmasına izin verildi. İstanbul’un fethinden sonra Fatih Sultan Mehmet, Bursa’da bulunan Ermeni Piskoposu Ermenice Yovakim ile Anadolu’dan bir miktar Ermeni’yi yeni başkente taşıttı. Fatih Sultan Mehmet, 1461 yılında Rum Patrikhanesi’nin yanında Ermeni Patrikhanesinin açılmasına izin verdi. Bundan sonra İstanbul’a Ermeni göçü başladı. İş güç sahibi olarak 500 yıl Türklere nasip olmayan hürriyet ve olanaklara sahip olan Ermeniler, askere alınmamış, kendi işlerinin başında hayatlarını sürdürerek Osmanlı İmparatorluğu’nun ekonomisine hakim olmuşlardır.
Ermeni Osçanyan, Osmanlı Ermenileri için ; “Ermeni cemaati Türkiye’de günlük hayatın esasım teşkil etmiştir. Zira uzun süredir hizmetten ziyade idare etmeye alışmış Türkler, sanayiinin bütün dallarını onlara bırakmışlardır. Bu sebeple, Türkiye’deki bankerler, tüccarlar, makineciler hep Ermeniydi. Diğer taraftan onlarla Müslümanlar arasında his benzerliği ve menfaat birliği vardır. Ermeniler Türklere rahatça uymuş ve emniyetlerini kazanarak nüfuslu reaya olmuşlardır.” şeklinde tespitte bulunmuştur.
Alexandar Pawell, Türk hoşgörüsü ile ilgili şu saptamaları yapmıştır ; “Haçlılar, Filistin’de Müslüman esirleri keserken, İspanya’da engizisyon dehşeti had safhadayken, Kroımvel’/n askerleri İrlandalı Katolikleri katlederken, Fransa’da kralın emriyle Protestanların kökü kazılırken, bütün Avrupa ülkelerinde hesapsız zulüm ve vahşete tabi tutulurken, Küçük Asya’da Müslüman, Hıristiyan ve Musevilerin y anyona tam bir dostluk içinde yaşadıklarını hatırlamakyerinde olur. ”
Ermeni yazar Şimon’un “Seyahatname” adlı eserinde; “…İstanbul, Rumların elinde bulunduğu devirde, Ermenilerin oraya yerleşmesi şöyle dursun, tüccar olarak bile, hiçbir Ermeni şehre giremezdi. Fakat Türkler İstanbul’u fethettikten sonra, birçok eyaletten Ermenileri İstanbul’a yerleştirdikten başka, Rumların elinden alınan iki kiliseyi onlara verdiler.” (Sırp Kavork ve Surp Hireşdogabet)
Ermeni yazar, Yetvart Çark’ın ; “Türk devlet hizmetinde Ermeniler” adlı eserinde; “…Sultan Fatih’in İstanbul’u fethetmesiyle, Ermenilerin geleceği için yeni bir yıldızın parlamaya başladığım söylersem, tarihi bir hakikati belirtmiş olacağım. Bu itibarla eğer, İstanbul’a Türkler gelmemiş olsaydı, o nispette Ermenilerin İstanbul’a yerleşmeleri pek şüpheli olur, hatta belki izleri kalmazdı. ”
Ermeniler, Osmanlı içinde güvenlik içinde yaşarken, sonradan gelen Ermenilerle aralarında mezhep kavgaları başladı. Türklerin araya girmesiyle 1831 yılında Katolik Ermeni Patrikliği’nin kurulmasına izin verildi.
1830′lu yıllarda ABD Misyonerlerinin çalışmasıyla Protestanlık Ermeniler arasında yayılmaya başladı. Büyük Britanya’nın da desteklediği Protestanlara 1850 yılında “Milletbaşı” seçme hakkı tanındı. Böylece Anadolu’da Ermeniler kendi aralarında üç mezhebe ayrıldılar.
Kaynak : Sözde Ermeni Soykırımının Gerçek Yüzü
Ahmet GÜREL

Ermeniler Kimdir? ve Ermeni Tarihine Kısa Bakış (2) yazısına 2 Yorum Var
elcin
Temmuz 13, 2010 : 18:30
aziz dostum ahmet bey sizin yazi ile tanis oldum. Yazida bir kac yalnis ifadelere rast geldim adi cekilen eraziler de hansi ki vakti ile azeri topraklari olan hic bir zaman ermeni olmamisdir. Burada yeni Azerbeycanda islam ta7-ci asirdan baslamis. Bundan elave azerbeycan xalqinin bir kismi islamdan once xristian olmus onLAR ULKENIN UCQARLARINDA yasamislar. Hansi ki bu gun sahte ermeniler buraya toprak ideyasi var. Koku olmayan bir halki boyle savunmaginiz meni cox narahat ediyor. onlar oyle insanlar ki yarin hata Istanbula bile ide eden bir toplumdur. son 20 yilda azerilerin basina acdiqlari oyunlar hale halkimizin yadindan cixmayib. bu hadiselere dunya insani hale goz yumur ele bil hic bir sey olmamis bes binlerle insanin olumunun sebebkari olan insanlari kimler cezalandiracaq. Musluman kanina eli ilasmis insanlar dunyayi bile mah ederler.
elcin
Temmuz 13, 2010 : 18:56
ermeniler hansi ki kendilerini her an fahir gostererek diger halklarin topraklarina ide ederek dovlet kurmaq istemisler. onlarin vatani olmayan bir milletdirler. Tarihe nezer salsaq bu halq livan ve diger erazilerde yasamislar. Onlara soran yok neden siz dunyanin her yirine yayilmisiniz seb ne cun ki dunyanin her yerine yayilmaqla nerde vahir dovlet varsa ondan topraq koparsinlar. nasil ki azerilerin basina hemin oyunu acdilar. Adlarini kecdiyiniz sahzlar yeni ermeni sairleri turk ermeni iliskilerinden konusuyorlar. Siz benden iyi biliyorsunuz ki her bir devir de sanatcilar her zaman saraya hokumdari met etmislerve yalaklanmislar. Sizin 1918 yilinda azerbeycandaQubada Samahide Salyanda toretdikleri facialarin izleri halen qalmaqdadir. 2008 yilinda insahat zamani bulunan QUBA mezarligi onlarin emellerini bir deha subut ediyor. Xocalida 615 insanin olumune sebeb olan 3000 insan itkin dusmus 27 cocuk anesini babasini kayb etmis. 3 gunluk cocukdan tutmus 80 yasina kibi olan insanlara merhamet etmemis. 1996 yilinA METRO NU PARTLADANLAR. 1918 YILINDA 100 LERLE KOYU YER UZUNDEN SILEN. AZERBEYCANIN ZEIFLIYINDEN ISTIFADE EDIB ONUN 20FAIZ TOPRAHINI ISQAL EDEN ORADA OLAN TARIXI ALBAN KILSELERINI SAHTAKARLIQ EDEREK DEYISDIRMELERI. ONLARA SORMAQ LAZIM EY INSAN SEN XRISTIANLIQDAN ONCE HANSI DINE MENSUB OLMUSUN. bU AID SUBUTLARIN VARMI. aZERILERIN BU TOPRAKLARIN ULU SAKINLERIDIR. sUBUT OLARAQ TAM 1.5 MLN IL BUNDAN ONCE INSAN MEDKENLERINE RAST GELINIYOR.