Dosttu, Arkadaştı, Ağabeydi
Nisan 7, 2010 | Kategori: Cafer ESEN
İsmail YASEMİN; dosttu, arkadaştı, yoldaştı, ağabeydi. “İnsanı yarı yolda bırakmazdı”. Devrimciydi. Yaşamı devrimci mücadelelerle doluydu. Eğitim emekçilerinin “Grevli-Toplu Sözleşmeli Sendikal Mücadele” sindeki emeği TÖS sürecine dayanmaktaydı.
Çok sevdiği mesleğini tamamlayamadan, görevinden ayrılmak zorunda kaldı. Bir süre esnaflık yaptı. Eğitim emekçilerinin sendikal mücadelelerinin yasaklanmasından sonra, Narlıdere’ de Eğitimciler Derneğinin (Eğit-Der) kurulmasına katkıları oldu, yönetimlerinde bulundu. En son başkanlığını yapıyordu…
O’ nu betimlemek, niteliklerini sıralamak, tanımlamak kolay değil. Hangi bir yönünü aktarayım, hangisini anlatayım..? İlkeli ve tutarlı bir kişiliğe, sağlam karakter yapısına sahipti. Netti. Verdiği sözlerin arkasında dururdu. Narlıdere siyasetinde önemli bir kilometre taşıydı. Örgütlü mücadelede önemli bir süreci yakalayan (yaşatan) genç kadroların “İsmail Abisiydi”…
Sevdiği mesleği yaptırmadılar. Ama o gene de yılmadı; “inceliği” öğretti. Ahlak anlayışının çöktüğü, toplumsal duyarsızlığın yaygınlaştığı bir zamanda ilkeli, tutarlı ve kararlı tavrıyla ders verdi. Kalleşliğin ortasında yiğitlik örneği sergiledi….
Yokluğunda yorgunduk, çaresizdik. Eksikliğini özlemle duyumsadık. “Gücümüzden güç kaybetmiştik” “Nasıl olur..?”, “Şimdi ne yapacağız..? soruları içinde şok edici bir kararsızlık yaşadık. Ne ki toparlanmalıydık. Saygıdeğer eşi Perihan hanım için, yetiştirdiği, göz bebekleri gibi üzerlerine titrediği pırıl pırıl çocukları Deniz ve Yeliz için, “O” nun (sevgili başkanımız) için toparlanmalıydık.
Örgütçülüğün, örgüt yönetmenin, kitlelerle uğraşmanın ne denli güç olduğunu biliyorduk, birlikte yaşamıştık, deneyimlerimiz olmuştu. Örgütçülük “gönüllülük” istiyordu. Bu zorlu çok uzun olan maratonda; deneyime, bilgi birikimine, sabretmeye ve hoşgörüye gereksinim vardı…
Bu gerçek yokluğunda bir kez daha net bir biçimde apaçık ortaya çıktı…
Birlikte olduğumuz süreç içerisine tartışmalarımız olmuştur, kuşkusuz. Birbirimizi kırdığımızı anımsamıyorum. Karşılıklı olarak saygıda kusur etmedik, birbirimizden sevgimizi esirgemedik…
Sevgili dostum, arkadaşım, yoldaşım, ağabeyim, başkanım; boşluğunu doldurmamız olanaksız, bunun bilincindeyim. Ancak şunu çok iyi biliyorum ki; bıraktığın mücadele bayrağın yerde kalmayacak, emin ellere teslim edilecektir. Tüm sevenlerin ve yol arkadaşların koşulsuz göreve hazır olacaklardır. Bunu bil ve rahat ol, rahat uyu…
07 Nisan 2010
Cafer ESEN
esen-cafer@hotmail.com

