Satranç ve Psikolojisi
Mart 25, 2010 | Kategori: Aydın KARA
“Satranç psikolojik savaştır.”
Temelinde savaş stratejisi yatan satranç, aynı zamanda tarafların psikolojik mücadelesidir. Öyle ki; satrancı sinir savaşı olarak tanımlayan satranç ustaları da azımsanmayacak kadar çoktur.
Oyuncuların yüz hatları, mimikleri, taş alırken veya hamle yaparken durumu ve duruşları rakipleri üzerinde etki bırakan faktörlerdir. Bu nedenle satranç sadece düşünceyle yapılan bir mücadele olmaktan çıkıp; aynı zamanda, sinirlerin, beyinsel ve fiziksel dayanıklılığın ve kişiliğin de mücadelesidir. Oyuncuların oyunu iyi bilmelerinin yanında kendine güvenlerinin de tam olması gerekir. Rakibi büyümseme veya küçümseme oyuna geride başlama anlamına gelir ki; bu da sonucu etkiler. Alacağınız bir maçı verebilirsiniz. Bu nedenle tahta üzerindeki durumunuz kadar tahta dışındaki durumunuz da önemlidir.
Günümüzde yediden yetmişe çok geniş bir kesim tarafından oynanan satrançta yeterince önemsenmeyen bu durum Dünya Şampiyonları dahil birçok turnuvada oyuncuları etkilemektedir.
1994 yılında 18 yaş altı Dünya Satranç Şampiyonasında A. D. NGUYEN ve Josh WAİTZKİN arasındaki maçta J.WAİTZKİN rakibinin hatalı hamleyle savunmasız bıraktığı kaleyi almamış ve oyun sonunda bunun nedenini çok gerilim altında olduğuna bağlayarak, “satrancı yeni öğrenenler bile bu hatayı yapmaz” demiştir.
Benzer bir durum 1953 yılında Dünya Şampiyonunun belirlendiği oyunda ortaya çıkmıştır. P. KERES ile V. SMYSLOV arasında oynanan maçta SMYSLOV çok açık bir hamleyi görmemiştir.
Görüldüğü gibi psikolojik boyutu çok yüksek olan satranç, sadece tahtada oynanan bir oyun değildir.
Aydın KARA
25 Mart 2010


Satranç ve Psikolojisi yazısına 2 Yorum Var
Hüseyin ŞİMŞEK
Mart 25, 2010 : 00:11
Sayın Hocam;
Yazılarınız ile sitemize giren tüm yurttaşlarımızın zihinlerinde büyük bir yer ediniyorsunuz ve katkıda bulunuyorsunuz. Satranç gibi dünya görüşümüzü genişleten bir stareji oyununda bizler ile bilgilerinizi paylaşmanızda göstermiş olduğunuz duyarlılığı saygıyla selamlıyorum. Sizin değerli yazılarınızdan sonra sitemize ziyaretlerin arttığını memmuniyetle belirtmek isterim. Düşünsel hayatımızda bizlere rehber olabilecek başka konularda da yazılarınızı sitemizde görmekten mutluluk duyacağız. Sizden ders alan öğrencilerin bu şanslarını çok iyi değerlendirmelerini temenni ederim.
BÜLENT ŞERMET
Mart 25, 2010 : 22:12
HÜSEYİN BEYİN DÜŞÜNCELERİNE KATILIYORUM.
TEŞEKKÜR EDİYORUM