Dede Cemaati Aydınlatıcı Şöyle Bir Konuşma Yapar (5)
Şubat 28, 2010 | Kategori: Cem
“Saygıdeğer Cem Erenleri, sevgili canlar !
Cem ibadetimizi yapmak için toplanmış bulunuyoruz. Hepinizi en içten sevgilerimle selamlıyor, hoşgeldiniz diyorum.
Cem erenleri, mümin müslim bacılar, kardeşler! Cem törenine başlarken biliyorsunuz, biz önce kendi aramızda birliğimizi-dirliğimizi sorgularız, hizmetlerimizi yaparız, çerağımızı uyarırız, lokmalarımızı paylaşırız.
Cemlerimiz önceki dönemlere göre herkese açıktır. Burada, sizlerin yerine getirmek zorunda olduğunuz görevler vardır. Nedir bu görevler? Biraz sonra burada ibadete başlayacağız, belli kurallara uyacağız: Konuşmak, muhabbet etmek, oturup-kalkmak, ibadet…Bunların hepsi yerine göre yapılacak, rasgele konuşulmayacak.
Hak-Muhammed-Ali huzurunda yüzünüz ak ola. Pir divanında utanmayasınız, Şah-ı Merdan’ın sancağı altında toplanmamızı nasip eyleye.
Şimdi ey canlar, bilmiş olasınız ki, Hak ceminde ayrılık-gayrılık, senlik-benlik yoktur. Siz hep ana, baba, kardeşsiniz. İmam Hüseyin’in yolu kıldan ince, kılıçtan keskindir. Kul kusursuz, hata tevbesiz olmaz. Kul kusur işler, Sultan bağışlar. Kusurlarımızı, günahlarımızı Hak bağışlaya, esirgeye.
Fakat bu yola girecekler haram yemeyecek, yalan söylemeyecek, kötülük yapmayacak. Bir kimsenin içinde kin, kibir, düşmanlık, cimrilik, tamah, öfke, dedikodu ve maskaralık ve daha nice kötü huylar olursa, su ile yıkanıp temizlenebilir mi? Öyle bilesiniz ki temizlenmez. Bu dediğimiz kötü huyların biri bir kişide olsa onun bütün ibadeti ve ameli, hepsi boşuna olur.
Şunu iyi bilelim ki yolumuzu kuran gerçek erenlerin aslı su’dandır. Su temizdir ve temizleyicidir. Buna göre, ben Alevi’yim diyen her can, su gibi temiz ve temizleyici olmalıdır, özünde murdar nesne taşımamalıdır.
Erkeğe pirinden, kadına erinden şefaat edilecektir. Bu dünyada er-kişi eşine kırıcı, kaba davrandığında, şunu bilsinler ki: Fatıma Anamızı incitmiş olurlar. Erkeklerin şefaatçısı Hazret-i Hüseyin’dir, kadınlarımızın şefaatçısı Fatıma Anamızdır. Komşu hakkı Tanrı hakkıdır. Ata hakkı Tanrı hakkıdır. Komşusunu bilmeyen Tanrısını bilmez; atasını bilmeyen de Tanrısını bilmez. Yolumuzun buyruğunu tutup, yasaklarından kaçmak gerek. Üstadımız Şah-ı Merdan Ali bunu böyle buyurmuştur.
Sizler, ey canlar, birbirlerinizden hoşnut ve razı mısınız? Birlik misiniz erenler?” Cemaat “Razıyız” ya da “Eyvallah” derler. Dede “Niyazlaşın” der, canlar birbirlerinin omuzlarına niyaz ederler. Dede konuşmasını sürdürür:
“Değerli canlar!
Bizim yolumuzda gönül kırılmaz, çünkü Tanrı’nın evidir. Emanete hıyanet edilmez. Hazret-i Pir buyurmuş ki: Elinize, dilinize , belinize sahip olun. Şimdi, elinizle kötülük işlemeyin, elinizle koymadığınız bir şeyi almayın, dilinizle verdiğiniz sözü geri almayın, yalan, dedikodu, iftira etmeyin, belinizi saklayın, başkasının namusuna dil uzatmayın. Böyleleri yüzbin kez yıkansa temiz olmaz. Ehl-i Beyt düşmanlarıyla yatıp kalkmayın. Herkes bir müsahip kardeşi tutmalıdır.
Allah’a kul, Muhammed’e ümmet, Ali’ye talip olan canlar!
Döktüğünüz varsa doldurun, ağlattığınız varsa güldürün, yıktığınız varsa kaldırın. Doğru gezin, dost gönlünü incitmeyin. Mürşidinizin buyruğuna uyun. İbadetlerinizi gösteriş için yapmayın. Erenler yolunda verdiğiniz ikrardan dönmeyin. Tevella ve teberrayı bilin. Dört Kapı, Kırk Makam’ı, üç sünnet yedi farzı öğrenin ve uygulayın. 12 gün Muharrem(matem) orucunu, 3 gün Hızır orucunu tutun. Gerçekmiş gibi görünüp, dünya menfaatiyle gözünüzü kamaştıracak münafıkların sözlerine aldanıp Erenler yolundan uzaklaşırsanız, mahşer günü Ulu Divanda şefaati kimden umacaksınız? Oniki İmam bizleri şefaatinden mahrum eylemeye. İbadetlerimizi kabul eyleye…” Eğer zaman, ortam ve cemaat elverişli ise zakirler yolu-erkânı çok özlü anlatan ve halkı eğitici öğütlerle dolu özlü deyişlerden en çok üç tane çalar, söylerler. Buraya örnek olarak beş deyiş yazıyoruz. Zakir isterse kendi bildiği deyişleri, isterse şu deyişleri çalıp söyler:
Kaynak : İnternet
