İzmir İl Kongresi
Şubat 27, 2010 | Kategori: Hüseyin ŞİMŞEK
Türkiye Cumhuriyetinin temelini oluşturan
CHP, tüm partileri içinden çıkarmıştır.
Çok köklü bir geçmişi vardır.
Demokrasi, halkçılık, özgürlük,
devrim ve çoğunluğun iradesi temellerine
dayanan bir siyasi parti.
Bu düşünceler içerisinde
İzmir İl Kongresine katıldım.
Kongrede hiç görmek istemediğim
olaylarla karşılaştım maalesef.
Genel Merkez tarafından gösterilen adaya
tabi ki saygı duyuyorum.
Ancak; merkezin gösterdiği adayın
karşısında kim durabilir ki.
Bu adayı desteklememek genel merkezi
karşına almak olarak algılanmaz mı?
Delegenin iradesine ipotek koymak gibi
değerlendirilmez mi?
Bu düşüncelerimi haklı gösteren durum
kongrede dikkatimden kaçmadı;
konuşmalarda en çok alkışı alanlar
parti içi demokrasi isteyenler oldu.
Divan başkanı;
aday olma zamanı olarak
16.00′ı delegelere oylatıyor
ve oylama sonucu oy birliği ile kabul ediliyor.
Konuşmalar başlıyor,
zamanla,
biraz muhalif sesler yükseliyor,
delege iradesine saygı gösterilmeli deniyor,
parti içi demokrasiden bahsediliyor,
durum değişmeye başlıyor.
Sayın BULGUN yanlıları rahatsız olmaya başlıyor,
sonunda ortamın gerilmesine sebep olan,
önerge geliyor.
Konuşmaların yeterliliği talep ediliyor.
Divan başkanı hemen önergeyi oyluyor.
Önergenin verilme gerekçesi;
kongre geç vakitlere kalmasın.
Daha adayların açıklanmasına 1 saat var.
Yani zaman var.
Böyle bir mantık olur mu?
1 saat tartışmalar sürdü, kavgalar oldu,
bir saat tartışma olacağına bir saat konuşma olsaydı,
hem parti içi demokrasi gerçekleşmiş olacaktı,
hem de tartışmalar olmayacaktı.
Şimdi kim kazandı.
Parti mi?
Sayın BAYKAL mı?
Sayın BULGUN mu?
yoksa Sayın DEMİRSOY mu?
Bence sadece parti kaybetti.
Hüseyin ŞİMŞEK
27 Şubat 2010

