Onuncu Kent

CHP Genel Başkanı Deniz BAYKAL ŞEB-İ ARUS Törenlerinde, Mevlana

Aralık 18, 2009 | Kategori: Yaşam ve Siyaset

SEBI ARUS TORENLERICHP GENEL BAŞKANI DENİZ BAYKAL ŞEB-İ ARUS TÖRENİNDE; “MEVLANA 13.YÜZYILDA YAŞAMIŞTIR AMA O YÜZYILA SIĞAMAMIŞTIR. KONYA’DA YAŞAMIŞTIR AMA KONYA’YA SIĞAMAMIŞTIR” DEDİ.

-“Mevlana zamanda ve mekanda evrenselleşmiştir. Mevlana’nın ve diğer 13.yüzyıl tasavvuf erbabının etkisiyle Anadolu İslamiyet’i insan, akıl ve hoşgörü çizgisinde gelişmiştir”

-“Onun içindir ki, bugün Türkiye İslamiyet’in en özgür, en akılcı, en ileri, en güzel yaşandığı yerdir. Onun içindir ki, bugün Türkiye’mizde İslamiyet ile demokrasi, İslamiyet ile laiklik, İslamiyet ile özgür kadın anlayışı en ileri ölçüde bağdaştırılabilmiştir. Onun içindir ki, bizim yaşadığımız İslamiyet Bin Ladinleri yetiştiren değil, Hz. Mevlana’yı, Hacı Bektaşi Veli’yi yetiştiren İslamiyet olmuştur”

-“Hz. Mevlana ve Hacı Bektaşi Veli 72 millet birdir demiştir. Mevlana kadını, erkeği, zengini, fakiri 72 milleti inancıyla, mezhebiyle eşit bilmiştir. Kerbela’nın yaşandığı son dönemde bir milyondan fazla insanın Irak’ta hayatını kaybettiği, Filistin’de Lübnan’da facialar yaşanan bir coğrafyadayız”

-“Böyle bir coğrafyada barışımızı, kardeşliğimizi ve huzurumuzu koruyabilmemizin iki temel taşı vardır. Bunlardan birincisi din ve inanç anlayışımızın Mevlana’nın söylediği gibi sevgi ve hoşgörü temelinde geliştirilmesidir. Bir diğeri ise siyaset anlayışımızın etnik ayrıştırma ve çatıştırma zemininden çıkarılıp Türk milleti temelinde açıklığa kavuşturulmasıdır. Milli kimliği etnik kimliğe indirgeyip milleti yok saymaktan vazgeçmeliyiz”

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal Konya’da Mevlana’yı anma etkinlikleri çerçevesinde Şeb-i Arus gecesine katıldı ve bir konuşma yaparak şunları söyledi;

“Sayın Başbakan, dost ve kardeş Bosna Hersek’in Sayın Başkanı, saygıdeğer konuklar, sevgili Mevlana dostları, değerli vatandaşlarım. Bugün Mevlana’nın 736.Vuslat Gecesinde Konya’da Mevlana’nın manevi huzurunda bir kez daha birlikte olmaktan büyük bir mutluluk duyuyorum. Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Yüzlerce yıldır bu coğrafya da yaşayan milyonlarca insanın inançlarını, değerlerini, ahlakını şekillendiren, manevi kimliğini kazandıran, yaşadığı tarihi tecrübeler ve yetiştirdiği büyük filozof, kültür ve sanat şahsiyetleri olmuştur. Bu coğrafyanın tarih içinde yetiştirdiği en önemli öncü şahsiyetlerin başından şüphesiz Hacı Bektaşi Veli ve Yunus Emreyle birlikte Hz. Mevlana gelir. Mevlana İslam inanç dünyasının ayrılmaz bir parçasıdır. Kendisi Hz. Muhammedin yolunun toprağıyım diyen kişidir. Sevgi .ve hoşgörü anlayışını temel alarak geliştirdiği inancını bir yandan şiirleri ve sohbetleriyle, mesnevi de, divanı kebirde, mektubatta, fihi ma-fihte, mecalis-i sebada dile getirmiş öte yandan müzik ile sema ile zenginleştirmenin öncüsü olmuştur.

Bütün bu çalışmaları ile de İslamiyet’in özünü manevi karakterini, onu anlamakta güçlük çeken İslam dışı dünyaya ne güzel şekilde anlatmayı başarmıştır. Her dini inançtan, her siyasi düşünceden insanları etkileyebilmiştir. Onun içindir ki, Papa 23. Johannes Katolik dünyası adına Mevlana’nın anası önünde saygıyla eğiliyorum demiştir. İran edebiyatının en büyük şairlerinden sufi ve dil bilgini Molla Camii. peygamber değildir ama kitabı vardır demiştir ve mesnevisinden çeviriler yapmıştır. Filozof Hegel Mevlana gelmiş geçmiş en büyük şair ve filozoflardan birisidir demiştir. Alman şairi Göthe Mevlana’nın engin düşünce dünyasına dikkati çekmiştir. Nazım Hikmet;

Sararken anlımı yokluğu tacı

Gönülden silindi neşe ile acı

Kalbe muhabbette buldum ilacı

Bende müridinim, ey işte Mevlana

Ebede set çeken zulmeti deldim

Aşkı içten duydum arşa yükseldim

Kalpten temizlendim huzura geldim

Bende müridinim işte ey Mevlana

demiştir.

Gazi Mustafa Kemal Konya’da Mevlana dergah ve türbesini Konya’ya ilk gelişi olan 3 Ağustos 1920 günü ziyaret etmiş ve bu ziyaretten pek etkilenmiştir. Daha sonraki ziyaretlerinde Mustafa Kemal Paşa Mevlana Türbesini ziyaret etmeden Konya’dan ayrılmamıştır. Konya’yı dokuz defa ziyaret etmiştir. 3 Nisan 1922 günü ziyaretlerinde Atatürk kendisi için açılan semah meydanında hazır bulunmuş, 22 Mart 1923 günü yaptığı ziyarette Halim Çelebinin davetlisi olarak dergahta yemek yemiş, Hz Mevlana’nın büyüklüğü üzerine takdir ve hayranlık dolu sözler söylemiştir.

Mevlana’nın İslamiyet’i insan, sevgi ve hoşgörü temelinde yansıtan anlayışı insanımızın akıl, gönül ve inanç dünyasını büyük ölçüde şekillendirmiştir. İslamiyet’i şiddetle, terörle karalamak isteyenler ya da İslamiyet’i baskıcı bir siyasi ideoloji haline dönüştürmek isteyenler karşılarında en sağlam dayanak olarak Mevlana’nın sevgi ve hoşgörü temelindeki tasavvufi ve hümanist İslam anlayışıyla karşılaşırlar, Mevlana düşüncesinin iki temel boyutu tasavvuf ve hümanizmadır. Hz. Mevlana İslamiyet içinde tasavvuf fikrini zirveye çıkaran isimdir.

Tasavvufu en derin anlamıyla işleyen, şekillendiren, çelişkiler arasındaki birliği, çatışmaları arkasındaki uzlaşmayı, evrenin ve insanın bütünselliğini kavrayan, ortaya koyan bir büyük filozoftur. Allah ile kul arasında, ilim bilgi ve kitap ile aşk ve cezbe arasında, kainat ve insan arasında, hakiki ile zahiri arasında, varlık ile hiçlik arasındaki bütünselliği kavrayan, açıklayan, anlatan insandır. Diyor ki,

Sarığım, cübbem, başım üçü de on para etmez

Benim ismimi cihanda işitmedin mi sen

Ben kimse değilim ben yokluğum

Mevlana görünenin ötesindeki yokluktur. Yokluğa fenafillah anhilizosyon ile ulaşılır, yokluğa bilmekle değil bitmekle ulaşılır, yokluğa parlamakla değil yanmakla ulaşılır. Mevlana’nın ölmeden benim kokumu sen alamazsın deyişi bundandır. Ölmeden nasıl ölünür? Mevlana bize bunları öğretiyor.

13 yüzyıl her yerde çatışmanın, zulmün, nefretin, bağnazlığın, savaşın egemen olduğu bir çağdır. Anadolu’da Haçlı Saldırıları, Moğol istilası, Avrupa’da orta çağın karanlığı, din ve mezhep savaşları, engizisyon, kilise baskısı egemendir. İşte bu ortamda Hz. Mevlana ve Hacı Bektaşi Veli 72 millet birdir demiştir. Mevlana;

Gel, gel ne olursan ol yine gel

İster kafir ister Mecusi, ister puta tapan ol yine gel

Bizim dergahımız ümitsizlik dergahı değildir

Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel

Nasılsan öyle gel demiştir

Kadını, erkeği, zengini, fakiri 72 milleti inancıyla, mezhebiyle eşit bilmiştir. Kerbela’nın yaşandığı son dönemde bir milyondan fazla insanın Irak’ta hayatını kaybettiği, Filistin’de Lübnan’da facialar yaşanan bir coğrafyadayız. Böyle bir coğrafyada barışımızı, kardeşliğimizi ve huzurumuzu koruyabilmemizin iki temel taşı vardır. Bunlardan birincisi din ve inanç anlayışımızın Mevlana’nın söylediği gibi sevgi ve hoşgörü temelinde geliştirilmesidir. Bir diğeri ise siyaset anlayışımızın etnik ayrıştırma ve çatıştırma zemininden çıkarılıp Türk milleti temelinde açıklığa kavuşturulmasıdır.

Milli kimliği etnik kimliğe indirgeyip milleti yok saymaktan vazgeçmeliyiz. Atatürk’ün işaret ettiği gibi Diyarbakırlısı, Adanalısı, Trabzonlusu, Trakyalısı aynı cevherin damarlarıyız diyerek Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına Türk milleti denilir diyebilmeliyiz. Etnik kimliği ne olursa olsun her kişinin Kürt, Arap, Çerkez ayırmadan Türk milletinin birer eşit parçası olduğunu söyleyebilmeliyiz. Milleti yok sayarak Türk milletinin içinden yeni bir millet çıkarılmasını teşvik etmemeliyiz.

Bakınız, Mevlana ne diyor;

Düşman gibi görünüyorsam da düşman değilim

Farsça söylüyorum ama aslım Türk’tür

Daha önce bu topraklarda yaşayan Mevlana 8 asır önce asıl Türk olduğunu söylemiş ise bizde bugün Türk milleti kimliğimize sahip çıkacağız. Hacı Bektaşi Veli 72 millet birdir derken biz nasıl olurda bir olan milletimizin parçalanmasına göz yumabiliriz. Mevlana bugün her zamankinden daha güçlüdür. 13.yüzyılda yaşamıştır ama o yüzyıla sığamamıştır. Konya’da yaşamıştır ama Konya’ya sığamamıştır. Bugün bütün dünyaya Mevlana düşüncesi yayılmıştır. Mevlana zamanda ve mekanda evrenselleşmiştir. Mevlana’nın ve diğer 13.yüzyıl tasavvuf erbabının etkisiyle Anadolu İslamiyet’i insan, akıl ve hoşgörü çizgisinde gelişmiştir. Onun içindir ki, bugün Türkiye İslamiyet’in en özgür, en akılcı, en ileri, en güzel yaşandığı yerdir. Onun içindir ki, bugün Türkiye’mizde İslamiyet ile demokrasi, İslamiyet ile laiklik, İslamiyet ile özgür kadın anlayışı en ileri ölçüde bağdaştırılabilmiştir. Onun içindir ki, bizim yaşadığımız İslamiyet Bin Ladinleri yetiştiren değil, Hz. Mevlana’yı, Hacı Bektaşi Veli’yi yetiştiren İslamiyet olmuştur.

Bunun kıymetini bilmeliyiz, ne mutlu ki kültürümüzün zirvesinde böyle bir isim var. Bu ismimi dünyaya öncelikle tanıtmak hepimizin görevi olmalıdır. İnanıyorum ki, kültürümüzün bu aydınlık isimlerini, bu aydınlık çağlarını bütün dünyaya anlatma konusundaki eksikliklerimizi hızla bir an önce tamamlamalıyız. Kendi gençlerimize, çocuklarımıza Mevlana’nın öğretilerini kültürümüzün temel dayanakları olarak anlatmayı başarmalıyız. Bütün dünyaya kendimizi ve İslamiyet’i Mevlana’nın objektifinden, penceresinden takdim etmenin bir yolunu mutlaka bulmalıyız.

Kaynak : CHP Resmi İnternet Sitesi



CHP Genel Başkanı Deniz BAYKAL ŞEB-İ ARUS Törenlerinde, Mevlana yazısına 1 Yorum Var

BÜLENT ŞERMETNo Gravatar

Aralık 20, 2009 : 11:59

KİM OLURSAN OL GEL AMA CHP DE BANA OY VERMEZSEN DELEGE OLARAK GELME.
YA GÖRÜNDÜĞÜN GİBİ OL YA DA OLDUĞUN GİBİ GÖRÜN
Hocanın dediğini yap
Yaptığını yap ma
UYDUMU?

Yorum Ekle



Yazar Hakkında

Cumhuriyetin temel ilkelerine bağlı, her yönüyle bağımsız, kendi insanları ile barışık bir ülkede yaşama özlemini taşıyan bir yurtsever.

Arşiv Takvimi

Aralık 2009
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Kas   Oca »
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031  

Eski Yazılar