Bülent Hoca’nın Karabaş’ı
Aralık 6, 2009 | Kategori: Bülent ŞERMET
KARABAŞ
İki metre kar
Fırtına tipi
Baykuş ötüyor çatıda
Kepenkler gacır gucur
Kitap okuyorum.
Odun sobası şahane
Gaz lambası yanıyor
Kapı çalıyor tak tak
İki kez
Kim o diyorum cevap yok.
Açmıyorum kapıyı
Dağ başında yanlış duydum diyorum.
Uzanıyorum
Pencerenin dibinde dışarıdan sesler geliyor.
Vahşi hayvan sesine benziyor.
Aradan 5 dakika sonra
Kapı çalıyor iki kez
Tak tak…
Kimo diyorum cevap yok.
Korku giriyor içime
Soğuk soğuk terlemeye başlıyorum.
Odaya geçip tilki gibi kulaklarımı dikiyorum.
Yine pencere dibinden ses
Sanki birisi boğazlanıyor gibi.
Pancuru pencereyi açmaya korkuyorum.
Ne olduğunu kestiremiyorum.
Lojman köy dışında
Aradan kısa bir zaman sonra
Yine kapı çalıyor.
İki kez tak tak.
Dayanamıyorum ne olacak sa olsun diyorum.
Mutfaktan et bıçağını alıyorum.
Odaya geçiyorum .
Yine aynı sesler.
Hemen dış kapının arkasına geçiyorum.
Kapının çalmasını bekliyorum.
Çaldığı an hemen açıp
Ne olduğunu öğrenmek istiyorum.
Birde kapının arkasında duran sopayı alıyorum.
Ve kapı çalıyor.
Sürgüyü hızla çekip
Bıçakla ani hareket yapıyorum
Karşımda kimseyi görmüyorum.
Gözlerim aşağı doğru kayıyor
Arka ayakları üzerine dikilmiş
Ön ayaklarıyla kapıyı çalan
Okulun KARABAŞ adındaki
Köpeğini görüyorum.
İçime su serpiliyor
Rahatlıyorum.
Hava çok soğuk KARABAŞ kepenlerin arasından sızan ışığa geliyormuş. Soğuktan
havlayamıyor. Garip sesler çıkarıyormuş. Öğrencilerden kapı
çalındığında kapının açıldığını gözlemiş. Kapıyı çalıyor. Acıkmış üşümüş
İçeri alıyorum. Karnını doyuruyorum. Sabaha kadar koridorda misafir
ediyorum. O da bende rahat bir uyku çekiyoruz.
Bülent ŞERMET
